Atatürk Koleji: Sırlar ve Sessizlik Biri kaderini tırnaklarıyla kazıyan bir savaşçı, diğeri altın kafeste yaşayan bir varis… Atatürk Koleji’nin soğuk mermer koridorlarında iki farklı dünya çarpışmak üzere. Aybüke; başarısından başka sığınağı olmayan, gururuyla yaşayan ve hayallerine, burslu girdiği bu okulun tozlu kütüphanesinden ulaşmaya çalışan bir genç kız. Onun dünyasında tesadüflere yer yok, sadece emek var. Tugay Karahanlı; ismiyle korku, soyadıyla hayranlık uyandıran, her istediğine tek bir kelimeyle sahip olan o çocuk. Pırıltılı davetlerin, lüks otomobillerin ve imkânsız görünen bir zenginliğin tam ortasında, aslında derin bir yalnızlığın içinde. Hiçbir ortak noktası olmayan bu iki hayatı, okulun kütüphanesinde başlayan bir bakış birleştiriyor. Tugay, sahip olamadığı tek şeyi; Aybüke’nin o vahşi ve gururlu samimiyetini istiyor. Aybüke ise kalbine sızmaya çalışan bu zengin çocuğa karşı en güçlü kalkanını kuşanıyor: güvensizlik. “Senin her şeyin var Tugay; benim ise sadece kendim. Senin dünyan benim hayallerimi yutar.” Aşk, bir sınıf farkını yok edebilir mi? Yoksa Natasha’nın sinsice ördüğü ağlar ve Karahanlı İmparatorluğu’nun karanlık sırları, bu aşkı henüz başlamadan küle mi çevirecek? Güvenin olmadığı bir yerde aşk ne kadar nefes alabilir? Bir tarafta sarsılmaz bir onur, diğer tarafta her şeyi satın alabileceğini sanan bir tutku… Atatürk Koleji’nde ders zili bu kez kalp kırıklıkları için çalıyor. |
Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.